«
Gebelikte Haftada 2 Kere Balık Tüketilmeli

Özel Yıldızlıgüven Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Vurallı, gebelikte balık tüketiminin önemli olduğunu ancak hamile kadınların balık seçiminde dip balıklarını ağır metal içermeleri tehlikesi nedeniyle tercih etmemesi gerektiğini söyledi.
Gebelik sırasında ağır metallere maruz kalmanın anne karnında gelişmekte olan bebeğe potansiyel zararlar verdiğini belirten Vurallı, “Bilindiği üzere ağır metaller deniz yaşamında en küçük canlılar ile birlikte yaşam piramidine girmekte, canlının ağırlığı ve yaşam süresi artıkça toksik düzeyleri bulan miktarlara ulaşmaktadır. En yüksek düzeyler köpekbalığı, kılıçbalığı ve yunus balığı gibi besin zincirinin tepesinde bulunan balıklarda tespit edilmiştir. Gebelik sırasında ağır metallere olan maruziyet anne karnında gelişmekte olan bebeğe potansiyel zararlar içerir. Ağır metaller anne karnındaki bebeğin beyin dokusuna ulaşıp geri dönüşü olmayan harabiyetlere yol açabilir. Gebelikte ağır metallere maruziyet düşüğe, bebekte doğumsal bozukluklara, ve düşük doğum ağırlığına neden olabilir. Ayrıca bu bebeklerde ileriki yaşlarda zeka geriliği, okul başarısında düşme, davranış bozuklukları ve büyüme geriliğinde ortaya çıkabilir” şeklinde konuştu.
“Karadeniz kentsel atıklar ve yoğun sanayileşmenin olduğu orta ve kuzey Avrupa’nın sanayi atıklarının atıldığı akarı olmayan büyük bir havuz konumundadır” diyen Vurallı, “Çok uluslu yapılan bir çalışmada Karadeniz’de balıkçı ağlarına takılan veya ölü olarak kıyıya vuran yunus balıklarındaki civa ve ağır metal miktarları arktik denizlerde ve açık okyanuslarda rastlanılan oranlardan daha düşük bulunmuştur. Yine Fransa’da yapılan bir araştırmada civa bulunma ihtimali açısından riskli kabul edilen barbun balığı incelenmiş. Karadeniz’de avlanan barbun balıklarında Akdeniz’de yakalanan aynı cins ve boyutlardaki örneklerine göre 6 kat daha az civa tespit edilmiştir. Bu durum Karadeniz’de 200 metrenin altında canlı yaşamının olmaması ve deniz tabanında biriken ağır metallerin bir şekilde besin zincirine ulaşmaması ile açıklanmıştır. Ancak tarih de Japonya’da yaşanan acı tecrübeler akılda tutulmalıdır. Petrokimya ve plastik fabrikası olan Chisso kimya fabrikası 1932-1968 yılları arasında yaklaşık 27 ton inorganik cıva içeren kimyasal atığı minamata körfezine akıtmıştır. Sudaki bakteriler tarafından inorganik civa , metile edilerek zaman içinde organik civaya dönüşmüş. Aradan 20 yıldan uzun bir süre geçtikten sonra geçimini balıkçılık ile sağlayan bölge halkında yürüme, konuşma bozuklukları, istem dışı hareketler, nöbet geçirme gibi tanımlanamayan bir sinir sistemi hastalığı ortaya çıkmış. Benzer semptomlar bölgede yaşayan kedi, köpek, kuş gibi hayvanlarda da gözlenmiştir. Tıpta minimata hastalığı olarak bilinen bu durumun sebebi ağır metallerin deniz canlılarında birikmesi ve besin zincirine katılımıyla gerçekleşen organik civa zehirlenmesiydi. 210 binden fazla kişi etkilenmiş, yaklaşık 600 kişi ölmüştür” ifadelerini kullandı.
Balık tüketirken balığın hangi denizde ve nerede avlandığının önemli olduğunu ifade eden Vurallı, “Fabrika bütün olanlara rağmen civa kullanımı dışında bir üretim şekli ortaya çıkana kadar (1968 yılına kadar) civa kullanmaya devam etmişdir. Deniz dibinde civa birikimi o denli yüksek düzeye ulaşmıştır ki, deniz tabanındaki bir ton çamurda 2 kg kadar civa birikmiştir. Birikme nedeniyle chisso ileriki yıllarda bu hazır biriken ‘camurdan’ civa üretip satmıştır. Doğu Karadeniz’de denizsuyu ve midyelerde yapılan bir araştırmada en yüksek civa ve ağır metal oranları bakır işletmelerinin atıklarının denize verildiği yerde tespit edilmiştir. Balık tüketirken balığın hangi denizde ve nerede avlandığı önemlidir. Uygun avlanma boyları gözetilerek mümkün olduğunca küçük boylu balıklar tercih edilmelidir. Örneğin küçük boy istavrit, mezgit gibi, ağır metaller deniz canlılarının kas dokusundan ziyade karaciğer gibi iç organlarında birikir. Dip balıkları ve özellikle midye fazla tüketilmemelidir. Denizin yüz metrelik üst kısmında yaşayan hamsi, istavrit, uskumru, palamut gibi balıklar tercih edilmelidir. Gebeler haftada 2 öğün tüketebilir. Mezgit, kefal, levrek, lüfer, barbun, kalkan gibi dip balıkları daha az tercih edilmelidir. Gebeler haftada 1 öğünden fazla tüketmemelidir. Konserve ton balıkları ve çiftlik balıklarını gebeler haftada 1 öğünden fazla tüketmemelidir” diye konuştu.

Bir Cevap Yaz

admin Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *